ARALIK MEKTUBU

5.12.17


Yaş almanın yadsınamaz bir güzelliği var. Karşılaştıklarını daha güzel sindiriyorsun. Okuduklarınının anlamı derinleşiyor. Düşüncelerinle baş edebiliyorsun. Dönüştürebiliyorsun. Yoldaki çukurlara daha az düşüyorsun. Düşünce daha çabuk toparlanıyorsun. Umursamamayı öğreniyorsun. Önceliklerin, sevme şeklin, baş etme yöntemlerin, yardım eden ellerin değişiyor. Kusurlarını, zaaflarını kabul ediyorsun.

Kendini fark ediyorsun. İçindeki düzensiz ses karmaşan, parçanın içinde güzel eriyor. Hatta parçanın tadı, vazgeçilmezi oluyor bu kakofoni. Eskiden kaçardın bu karmaşadan, onları düzene sokmaya çalışmakla bir ömür geçti. Şimdi yağlı boya tablolarının ilhamı.

Derinliğin, yüzeyin ve arasındaki tüm tonlar senin.  Adlandırmaya çalışmıyorsun. Sözlükte karşılıklarını aramıyorsun. Biliyorsun ki duyguların milyonlarca tonu var. Adlandıramadığın renkler vardır ya, onun gibi isimsiz hepsi. Biraz uğraşarak tanımlamaya çalışabilirsin. Öfkeden daha açık bir renk, biraz kabullenilmişlik var içinde, çok hafif. Ya da  içine kapanıklığın bir tonu var mesela, sakinlik ve yalnızlıkla karışmış.

Nasıl hissediyorsun kendini? -Ara bir tonda. Anlatması çok zor.

Kendinle barışıyorsun. Olduğun kişi, büyük bir törenle, geçmişte olduğun tüm kişilikleri, ve olamadıklarını kucaklıyor. Bu aynı zamanda bağımsızlığının yıl dönümü. Her histen, kendinden, her halinden kurtuluşunun.

Bir konuşma yapmak ister misin? -Şey ben, hepinize teşekkür ederim geldiğiniz için.

Sonuç olarak günler kısalıyor, evren genişliyor,  hava daha erken kararıyor. Melankoli daha erken hissettiriyor kendini. Gün, onu yakalayamadan bitiyor hissini daha erken veriyor. Yine de hafif bir geçiş. Işık yakmamaya direniyorsun. Harfleri hala seçebildiğin sürece gün ışığın gitmiyor. Duruyorsun, duruyorsun, oturuyorsun, okuyorsun, hayaller kuruyorsun, denizi izliyorsun, kendini dinliyorsun ve kısa ama sert bir ses yankılanıyor. Işığını yakıyorsun. Geceyi kabulleniyorsun.
Aralık.
-

1-Bu yazıyı hatırladım Yeni Dünyamdan Selam
2-Yukarıdaki resim: Kazuo Shiraga

SINIRLARI OLMAYAN DUYGULAR

10.6.17


Bir duyguyu tanımlamak çok zor. Çünkü sınırları yok, formu yok. İçine dolduğu objenin ya da odanın şeklini alan su yada hava gibi, duygular da içine girdiği bedenin şeklini alır.

Duyguların tanımsızlığı bana o Yunan adasındaki evleri anımsatıyor. Kayalıklardaki oyuklara konumlanmış, nerede başladığı ve nerede bittiği belli olmayan  köşesiz evleri.
-Nerede başladığı ve nerede bittiği belli olmayan köşesiz duygular-
Birinin çatısı, diğerinin bahçesi olur. O bahçe yan taraftaki evin avlusuna bağlanır. Avlu bir merdivene götürür. Merdiveni inince başka bir evin çamaşırlarını astığı boşluğa çıkarsın. O boşluğun ise adanın gün batımının en iyi izlendiği nokta olduğunu günü bitirirken farkedersin.

Bir duyguyu tanımlamaya çalıştığımda belki ihtiyacımız olan bir haritadır diye düşünürüm. Denizcilerin harita yapmalarında belirlediği nirengi noktaları vardır. Nirengi noktasından sonra bir yer için uzak ya da yakın diyebilirler. Belki bir nirengi noktası belirleyip kendimize, haritamızı çıkartabiliriz.  Bu nirengi noktası, bir nevi başlangıcın, sevmenin bir hali olabilir, ya da özlemin, arzunun ya da şefkatin.   Buradan yola çıkıp bir harita çizdiğini düşün, yaşadıkça şekillenen bir harita:

Kilometrelerce akıttığın gözyaşından sonra vardığın çöl, arzuların doruğuna tırmanıp geçtiğin köprü, pişmanlıklar mağarası, yüzerek geçtiğin mutluluk, uktelerle kaplı bir sahil, boğulmaktan korktuğun endişeler, derinini keşfetmekten haz aldığın melankolik okyanus, geçmenin zor olduğu empati ormanı, hayalkırıklığı vadisi ve  çaresizlik  yağmurları, buzdan yalnızlıklar, bilinçaltının gayzerleri, içini sızlatan falezler ve tüm hepsinin sınırsızlığı. Doğan.

Haritan oluştukça farkedersin ki duygular birbiri arasına sınır çizmez. Serbest dolaşabildiğin topraklardan bahsediyorum. Yol aldığın her duyguyu özgürce yaşayabilmenden, tanımlamadan, sınırsızca.

Belki de, tanımlanmaya çalışmak bir duyguyu, yaşamın en anlamsız çabasıdır.

Hayat

23.10.14


Hayat karman çorman bir sürü duygudan ibaret.

bir kitaptan bir sayfa

EN ÇOK OKUNANLAR

RASTGELE YAZILAR

 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger