KARIŞIK DÜŞÜNCELER 2

1.10.17


-Dünyaya bakmak
Hint Okyanusunun ortasındaki küçük bir adada gökyüzüne baktığınızda dünya küçük görünür. Kara, gözün gördüğü sınırlar içinde kalır, ufuk çizgisini ise aynılıkta devam eden deniz ve gökyüzü oluşturur. Dünyanın bir küre olduğundan daha çok sanki sen bir küreye hapsolmuşsun hissi uyandırır. Geceleri kapkaranlık gökyüzü adeta seni uzay boşluğuna fırlatmış gibi hissettiren yıldızlar ve galaksilerle kaplıdır. Hatta uzayın fotoğraflarında görmeye alışık olduğumuz sisler belirir. Dünya küçük ama gökyüzü büyüktür.

ASYA NOTLARI 5 / TAM COC VE BAŞKA BİR DÜNYA

25.4.17

Tam Coc

Burası başka bir dünya. Burası bizim yaşadığımız dünya ile aynı değil, diye düşünüyorum, Tam Coc’ta ayaklarıyla pedal çevirir gibi kürekleri çeviren bir Vietnamlının teknesinde yol alırken. Nehrin üzerinden yavaş yavaş gidiyoruz. Daha huzurlu ve daha mutlu olduğum başka bir anı hatırlamıyorum.

Bir his doldu içime.  Kendimi iyi hissettim. İstanbul’da uzun süredir yaşadığım korkuların hiçbirini günlerdir yaşamıyordum. Sadece yaşıyordum, yürüyordum, geçiyordum. Ve yürüdüğüm yerdeydim, durduğum yerdeydim*. Nefes aldığım her yerde kendimi iyi hissediyordum. Geçmiş ve gelecek. Bütün mesele bunları düşünmeden yaşayabilmek.
Bu toprakların büyüsü burda. Sana anda kalmayı öğretiyor.
Geri döndüğünde bile onu çok özlememen için, olduğun yerde anda kalman için kendisini unutturuyor. Çünkü hatırladıkça acı vereceğini biliyor.


-

Başka bir dünyadan dönmüş gibiyiz dedim sevgiliye. Başka bir ülke, kıta ya da bir yer değil, başka bir dünyadan dönmüş gibi. O da bana -öyle çünkü dünyanın başka tanımlandığı bir yerden döndük dedi. Onların tanımladığı dünyadan döndük dedi. Bu çok hoşuma gitti. Günlerce bunu düşündüm.

-

Döndüğümde okuduğum Yuval Noah Harari’nin kitabında, hissettiğim bu durumun güzel bir açıklamasına denk geldim.  Kitabında eskiden insanlığın ortaya çıkıp, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşadığı zamanlardan itibaren her topluluğun kendi dünyası olduğunu yazıyor. Birbirilerinden kopuk ve habersizdiler. Şimdi ise koca ve tek bir dünyada yaşadığımzı söylüyor.  Şöyle diyor: ‘‘Bugün dünyayı bir bütün olarak ele almaya alışığız, ancak tarihin büyük bölümünde Dünya birbirinden çok ayrı insan dünyalarından oluşan bir galaksiydi. ‘’
Bir sürü farklı kültür, gelenek ve dünya tanımı vardı. Bunun ne anlama geldiğini Asya topraklarını görmeden anlamam mümkün olamazdı.

Vietnamlıların dünyası hala farklı. Bir uçağa binip, 12 saat yol aldıktan sonra vardığın yerde ki zamanla geldiğin yerdeki zaman aynı değil. Yıllar öncesine gidiyor gibi tarif ediyorum ama bu da değil. En güzel tanım Salgado’nun..  'Zamanın geçmişin ritmiyle aktığı kültürlerin içine yolculuk’

-

Şunu öğrendim: Yaşamın her anında kendinin bir halini o anda bırakıyorsun. Geriye kalanı beslemek ve yeni anlar yaşaman için onları bırakmayı hazır hale gelmen yaşamın tüm çabası. İçinde her şeyden bir parça var.

-

*Ben bazen aniden dururum ve hiç bir zaman durduğum yerde olmadığımı farkederim.



Dünyayı Seyretmek İçin Bir Yer*

3.7.14


Sevgiliyle dünyayı seyretmek için bir yer yaptık kendimize.

 *Başlık Ertuğ Uçar'ın harika kitabının adı link

Bu Bizim Hikayemiz Değil

31.5.14


Gündüz izlediğin gökyüzü ile gece izlediğin gökyüzü arasında büyük bir fark vardır. Güzdüz gökyüzünü izlemek, -geçen bulutları, mavinin tonlarını-  insana kaçamak bir yaşam sevinci verir. Gece ise mavi gökyüzü yerini uzay boşluğuna bırakır. Bakarsın ve baktığının daha ötesini görmek istersin. Baktıkça kendini kaybedersin. Ve gece gökyüzünü izlemenin verdiği boşluk hissi, kayıp hissi, yokluk hissi, anlamsızlık hissi başka hiç bir yaşadığın hisse benzemez. Öyle tuhaf ki anlatmakta bile zorlanıyorum.
Evren hakkında okumaya başladığımda kafamdaki hiç bir sorunun cevabını bulamamakla birlikte,  sorularım arttı. Bir yandan çok büyülendim.
Asıl burada paylaşmak istediğim bir kitaptan alıntı.
Yazar, evreni anlatır, evrenin oluşumunu. Sonra dünyanın. Evrenin ve dünyanın tarihinde insanın zaman olarak kapladığı dilimin ne kadar küçük olduğundan bahseder. Bir tesadüf eseri insanlığın varolduğunu söyler. Ve evren o kadar büyüktür ki insanın var olması sadece bir şanstır ve insanlığın tarihi evrenin tarihinin yanında hiç bir şeydir. 'Bu bizim hikayemiz değil' der. Biz sadece var olduk. Sonra bundan yıllar yıllar önce, bizim için uzak ama evren için çokta uzak olmayan bir zaman diliminde filozofların sırf bunu söyledikleri ve yarattıkları şemada dünyayı merkeze koymadıkları için nasıl idam edildiklerinden bahseder.
Yukarıdaki fotoğraf 1990 yılında dünyanın 6 milyar kliometre ötesinden çekilmiş. Ve sadece 0,12 pixellik bir yer kaplıyor. *
Bu bizim hikayemiz değil...

fotoğraf: pale blue dot
 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger