O gece ay çok yaklaşmış bize ama ben göremedim. Sis kaplamıştı her yeri. 
Sadece bir keresinde ay ı çok yakın gördüğümü hatırlıyorum bize. 
Hatta çamaşır asılı bir evin balkonuna öyle yakındı ki; 
ay ı kocaman gördüğüm o geceyi ne zaman düşünsem ay, 
üzerindeki ipte asılı duran çamaşırlarla beliriyor 
zihnimde. 


Kitapları renklerine göre ayırma fikrini sevdim. 
Ama sonra aradığımız kitabı nasıl buluruz onu bilemem. 
çok uzak olduğunu sandığın şeylerin yakın,
çok yakın olduğunu sandığın şeylerin uzak olması...



ölüm ve
sevgili gibi.


Tam olarak ne zaman hayatıma girdi bu durum bilmiyorum. Sahiplenme duyularımı yitirmem. Bana ait olan şeyleri aitken sevip, ait olmadıklarında bırakmam onları, özlememem. 
Eskiden böyle değildi. Her eşyamın, her şeyimin ruhu vardı ve onlar benimle her yere giderdi. Kaldıkları yerde de kontrolüm altındaydı. İtiraf ediyorum ki bu yorucuydu. Çünkü bir şeylerin yer değiştirmesi bile yeterdi alt üst olmama.
Sanki uçmak isteyen onlarca balonu bileğime bağlamışım gibiydi. Ve tabi ki günler geçtikçe balonlar arttı ve ben onları bileğimin yanı sıra parmaklarıma, dirseklerime, ayak bileklerime ve ayak parmaklarıma, kollarıma bacaklarıma bağlamaya başladım. Tahmin edersiniz ki bir süre sonra yürümem bile zorlaştı. Balonlar, ipler birbirlerine dolandı. 
İşte ben onları bir gün çözdüm, tüm balonları. Artık hiç bir şeyi kendime ait yapmıyorum. 
Bunda bir miktar sevgilinin de payı olduğunu düşünüyorum. Onun hiç bir şeyi yoktur kendine ait. Ona ait olan şey herkese aittir ya da ait olabilir, her an. Eğer üstündeki ceketi severse bir kişi, o ceket onun olabilir. .  Dahası bunun farkına varan çevresindeki insanlar artık ona ceketi sevdiğini bile söylemeden alabilirler. Ve eğer sevgili o ceketi bulamazsa giymek istediğinde olsun der ve başka bir ceket giyer. Eğer gün gelirde hiç ceketi kalmazsa, ceket giymez. 

O seçtiği şeyden, yaşadığı şekilden habersiz. Çünkü diğerini hiç bilmiyor. Ben bazen ona anlatmaya çalışıyorum. -bak- diyorum. Bu senin ceketin. Sana ait. Ben bunu senin üzerinde seviyorum. Çünkü senin kokun siniyor. O başkasının olursa, ben o ceketi giymiş seni özleyeceğim. - Ama fayda etmiyor. Tamam diyor her seferinde kafasını sallıyor ama bir gün belki iki gün sonra ben o ceketi başkasının üzerinde görüyorum. Ona anlatmanın fayda etmediğini farkettiğimde , çevresindeki insanları uyarmaya başladığımı hatırlıyorum. 
Ama yemin ederim ki sevgili beni anlamadı. Ben ise onu anlamıştım ama şimdi onu hissetmeye başladım. Ama- hiç bir zaman onun gibi olamayacağıma eminim.  
Bir gün tüm kıyafetlerimi verdim. Zaten onları içine alacak bir dolabım yoktu. Ve artık gerçekten eşyalarımın artması beni ürkütüyor. Daha çok eşya demek, daha çok eşyaya ihtiyacın olması demek ve daha çok eşyaya sahip olmak demek.
3 sene önce istanbul a ilk geldiğimde sadece küçük bir bavulum ve iki kitabım vardı. Şimdi sahip olduğum şeylerin listesini yapmam imkansız gibi. Ama şimdi sahip olduğum herşeyi, balonlar gibi iplerini çözüp bırakabilirim, ara ara bırakıyorum. Ve üzülmüyorum. Tam tersi kendimi hafiflemiş hissediyorum. 

Inflatable CristalBubble Hotel, Mont Blanc

Balonlara olan sempatim nerden kaynaklanıyor bilemiyorum. Ben de milyonlarca çağrışıma neden oluyor. Küçükken dünyayı, çizgi filmlerden etkilenerek sanıyorum- balonla aşılabildiğini düşünürdüm. Bir balondaydı kurtuluş. 

Sonra uçan balonlar vardı. Onu baloncudan satın alırdık ve sıkı tutmazsak uçardı o. Ben bazen bilerek bırakırdım. Gökyüzünde küçük bir nokta olana kadar seyrederdim ama sonra nereye giderdi? Uzaklara. Hiç bitmeyecek bir yolculuğa çıkar gibi, benim çok çok büyüyünce görebileceğim yerlere giderdi. Onun yolculuğu bana hayaller kurdurturdu. 
Sonra balonlarım hep uçtuğu için bana balon almayı bırakmışlardı. Oysa bana balon değil de hayal satın aldıklarını hiç bir zaman anlamadılar. Ama önemli değildi. Ben hep gökyüzünde sahiplerinden kurtulan balonlar gördüm ve hep onları izledim, küçük bir nokta olana dek. 

.


Moon





Moon by Tokujin Yoshioka for Moroso 

Sandalyeler


Massproductions a ait sandalye tasarımları. 
 Stockholm Mobilya Fuarı nda teşhir edilmiş. 

Çok beğendim. 
Koyduğunuz şeyle, koymadığınız bir şeyi tasarlamak. 

EN ÇOK OKUNANLAR

RASTGELE YAZILAR

 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger