Hikayeler

31.1.14


Karşımda duruyor. Bir cafedeyiz. Hemen girişin yanındaki camın kenarında oturuyoruz. Çok geniş ve büyük bir cam bu ve içeriye soğuk mevsimin sıcak gün ışığı vuruyor. Ne zaman güneşin o bulutların arkasına saklanacağını ve bir daha ne zaman yüzünü göstereceğini tahmin edemediğiniz bir aralık. Bu mevsimde bu kentte gün ışığı şans demek. Işıkla yıkanan yüzümüz olduğumuz yerin yüksek tavanları sayesinde havayla da temas edip bize nerede olduğumuzu unutturuyor. Oturduğumuz masayı, duvarların rengini, dokusunu, dışardan geçen insanları, kaldırımın hemen bitişinden başlayan nehri görünmez yapıyor. İşte karşımda bu yüz var. Ona bakıyorum. Dışarıyı izlemesini izliyorum. Arkasındaki duvarda duran tabloyu farkedişini, ve gülerek yüzünü dönüp bana göstermesini, gülümsemesini, nefes alıp verişini izliyorum. Aklından geçenleri merak ediyorum. Eğer ölürken yaşantım gözümün önünden bir film şeridi gibi akıp geçicekse bu an kesinlikle o filmin bir karesini yaşıyorum. Unutmak istemiyorum. Hissini. Özenle yanımızda taşıdığımız göstergesinin kırık olduğu,  eski fotoğraf makinamızı çıkartıyorum. Bana dönüp baktığı an onu zamanın içinde donduruyorum.

Yer çekimine tutunamayanlar 2

7.7.13


Yer çekimine tutunamayanlar 2
 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger