Bir Matlaşma Hikayesi

7.1.16


Her şey parlak olmayan bir dünyanın keşfiyle başladı.
Kelimemiz MAT. 
Mat kitapları sevdim. Mat kağıtlara vuruldum. Sonra mat kumaşları buldum. Mat düğme bulamayınca gömleklere düğmelerin tersini dikmeye başladım. Bazen kumaşların da diğer yüzünü kullandım. Derileri mat aldım, takıların gümüşlerini mat yaptırdım. Atölyeyi mat bir renge boyadım, ahşap yerleri de matlaştırdım.
Yaptığım iç mimari proje ise bu kelimeyi en çok kullandığım aralık oldu, ki etrafımdaki her şeyi matlaştırma çabasını da böylece farketmiş oldum. Duvarlar mat olsun, ahşap mat olsun, yer mat olsun, aydınlatmalar mat olsun, tavan mat olsun, koltuk kumaşı mat olsun, çerçeveler mat olsun, aynalar mat olsun (evet aynaların da matı var), musluklar mat, lavobo mat, klozet mat, pleksiglas mat. Sonra fotoğraflarımı tabi ki hep mat kağıda bastırıyordum. Ve gerçek şu ki her hangi bir şey tercih ederken eğer mat diye belirtmezsen,  seçenek sunmazlar ve önüne parlak olanı koyarlar. Mesela mağazadaki askılarım. Askıları yapacak olanlara verdiğim örnek mattı, ama bana iyilik yaptıklarını düşünerek parlattıkları onlarca askıyla kalakaldım. Çünkü bu ülke sınırlarında ne olursa olsun parlak olan iyidir. Lafı bile olmaz. Hal böyle olunca aldığım her şeyi mat istemeliyim diye defalarca tekrarlarken bulmaya başladım kendimi. Nerede ise bakkaldan yumurtayı bile mat isteyecek hale geldim. (Tamam, yumurtayı koyduğum kağıt keselerin de matını tercih ettiğimi itiraf ediyorum)
Kitabım da mat bir kapağa sahip, mat sayfalarıyla beraber. Parlak bir sayfaya ışık vurduğunda okumanın imkansız olduğunun kimse farkında değil mi?
Etrafıma bakıyorum, kahve içtiğim kupam mat, ve altındaki altlığı da ters çevirmişim, nispeten parlak olan yüzeyi görmüyorum/kullanmıyorum. Masam mat, kalemlerim mat, aydınlatmalarım mat. Parlak olan hiç bir şey yok çevremde.

Ben mat istedikçe, zamanla parlak olanda gözüme daha kötü görünmeye başladı. Çünkü parlak yansıtıyor. Oysa mat emiyor, eritiyor, yok olabiliyor.
Ve doğanın matlığını da seviyorum.
Sevmediğim kelimeler listeme cilayı da ekleyebilirmiyiz.

Peki hikayenin sonrasında ne oldu.

Benim gece uyku sorunlarım içinden çıkılamaz bir hale gelmişti. Bir çok doktora gidip bir çok ilaç denedim. Ama ilaçları düzenli kullanamadım. Bazen yaşadıklarımı anlatmada zorlandım ve doğru ilaçları alamadım belki, çoğunlukla da aldığım ilaçların etkilerini sevmedim. Yaşamamı zorlaştırdı.
Bir gün bir sabah, arka arkaya yaşadığım çok zor gecelerin ardından, son bir kez bir doktoru daha denemeye karar verdim. Çok yoğun olduğu için beni sabah 8e 15 kala görebileceğini söyledi. O saatte orda, küçük odasına oturdum ve anlatmaya başladım. Gecelerin ne kadar zor geçtiğinden, neler olduğundan, ne yaşadığımdam bahsettim. Bana önerdiği ilaç bir önceki ve ondan önceki doktor ile aynıydı. O ilacı kullanmak istemediğimi söyledim. Sabahın erken saatlerinin verdiği zihin netliğinden midir bilmiyorum, ilk defa kendimi bir doktora bu kadar net  anlatabildim. Bana bir ilacın ne yaptığını, neden kullanmak istemediğimi anlattım.  Hatta bir şiir okur gibiydi ilacı kullanan ben'e neler olduğunu aktarmam. Ve bu şiiri, kendim de ilk defa duydum. 'Sanki bir cam fanusa giriyorum ve hayattan zevk alamıyorum, hiç bir şeye dokunamıyorum, hissedemiyorum' diye başladım. Kendim de şaşırdım hislerime. Bana olanlar aynen buydu ve ben sanki geceleri yaptığım savaşla gündüz barışı arasında bir seçim yapmak zorunda gibiydim. Beni dikkatlice dinledikten sonra doktor, bana dönüp şöyle dedi.

''-Seni çok iyi anlıyorum, biz buna psikiyatride matlaşma diyoruz. Adeta matlaşırsın.''

Evet sevgili dünya ben de matlaşmıştım. Gerçekten de matlaşma kelimesi kendimi çok iyi ifade ediyordu. Az önceki tanımlamamı şuraya tekrar iliştirebilir miyim?
.....mat emiyor, eritiyor, yok olabiliyor. 

Bir günde belki onlarca kez mat kelimesini kullanan ben, çevremdeki  ilk defa karşımdaki bir insandan mat kelimesini duyup, bu kelimeyle beni tanımlaması küçük tarihimde tekrar tekrar hatırlayacağım bir anı oldu.

Çevremdeki  her şeyi matlaştırırken ben de matlaşmıştım.

Sonra hikaye bitmedi. Ertesi gün sevgili saçımı boyadı, ve bu sefer biraz  daha mat yapalım dedi.

Size kendimi tanıştırayım:
Etrafımdaki her şeyin mat olduğu, mat saçlara sahip, matlaşmış bir insanım ben. nokta

Resim: Koen Lybaert

 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger