Tasarım + Tatmin

3.12.16


15.09.2009 tarihli bir yazım

Bir tasarımcının tatmin olduğu an hangi andır? Tasarımın gerçekleştiği -soyut bir düşünceden somut hale dönüştüğü- an mı? Birilerinin o tasarımı hayatına dahil ettiği an mı? Başka iyi bir tasarımcının beğendiği an mı? O tasarıma iyi bir değer biçildiği an mı? Bir ödül mü? Ya da tasarımcının hayatında gerçekten tatmin olabildiği bir an var mı?
İtiraf etmeliyim ki kısa süreli o duyguyu hissediyorum, ama uzun süre içimde yaşatamıyorum. Bazen bir fikrin aklıma gelmesi, bazen fikrin aldığı somut hal, bazen fikri bir adım öteye götüren o çok küçük adım, bazen birilerinin o tasarımı alıp kullanması bana kısa süreli hazlar tattırıyor. Ve herşey öyle çabuk içimde olup bitiyor ki, ne birisine anlatacak paylaşacak zaman kalıyor, ne de kendime o duyguyu tekrar hatırlatacak bir iz. Zaman düz bir çizgi şeklinde ilerliyorsa, o küçük nokta kadar zaman dilimini kapsayan arada hissediyorum -hazzı-, kısa- ama derin. Saniyenin binde biri gibi bir zamanda çok derin bir okyanusun en derinine dalıp çıkmak gibi. Yüzünden kayan su, değişen renkler, gün ışığından karanlığa ordan tekrar aydınlığa bir anda ulaşmak. Sonrasında ise hissin nasıl olduğunu bile hatırlamıyorum. Tekrar derin bir su bulmam gerekiyor anımsamak için. Ve ordan kendimi atmam.

Görseldeki kapı: Peter Zumthor

0 comments:

Yorum Gönder

 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger