CEBİNE DOLDURDUĞU HİKAYELER

21.5.15


Bir yumurta çıkıyor, sevgilinin günlerdir giymeyi bırakmadığı ceketinin cebinden. Evet doğru duydunuz bir yumurta. Kırılmamış bir yumurta.  Benim yine bir sabah -kim bilir hangi sabah- ona haşladığım bir yumurta. Yemediğini göre göre, bile bile her sabah yaptığım,  yemediği için bir daha hiç yapmayacağım dediğim, ama yapmaya devam ettiğim yumurtalardan biri. Cebinde taşımış, kim bilir kaç gün.  Şimdi o mışıl mışıl uykusunu uyurken, yumurtaya dokunduğumda anlıyorum ki bu onu mutlu etmiş.



-
Bir sabah, kendinden bir kaç beden büyük olan kabanını asmak için elime aldığımda beklenmedik bir ağırlıkla kalakalıyorum. Silkeliyorum kabanı önce, taş sesleri geliyor. O koskocaman ceplerine çakıl taşları doldurmuş.  Belki bana göstermek için, belki de sadece çok sevdiğinden. Beraber topladığımızı zannediyor bile olabilir.



-
Hiçbir eşyası olmayan, her eşyasını kaybeden bir adamın, kaybetmediği ve hala sahip çıktığı bir eşyasının olduğunu bilmek tuhaf hissettirdi. Ona aldığım bir ceket; iç cebinde bir çakmağın sığabileceği küçücük bir cep; ve içinden o küçücük ahşap parça çıkıyor, üzerinde japonca harflerin bulunduğu. Seneler önce japon birinin ona verdiği bir hediye, japonca bir kelime. Küçük kumaş kılıfının içinde hayatına saklamış.

Boşluk

19.5.15



Boşluk.

İlk keşfedişim mimarlık okumaya başlamamla oluyor. Koyduklarından daha çok koymadıklarınla bir mekanı yaratmaktan bahsediyorlar. Bana büyüleyici geliyor. Bunun üzerine çok düşünüyorum. İlk duyduğum an bunun hayatıma bu kadar değeceğinden habersizim. Yıllar geçiyor. Koymamaya çalışarak yaratmaya çalışıyorum. Ve bu benim her yaptığım işin çıkış noktası oluyor. Dokunmak ama boşluğu yaratmak için dokunmak ve sonrasında hiç dokunmamış gibi olması.

Gördüğüm her boşluk beni etkiliyor. Yeryüzünün boşluğu, boş odalar, boş duygular, boş sayfalar, boş gökyüzü, boş tablolar, müzik parçasının arasındaki boşluklar...
ve yazının burasındaki boşluk





























































susmak.


Bunları yazmamın sebebi, bir şeyi farketmiş olmam, bu yazdıklarımın hissine yakın.  Hayatında da aslında koyduklarından/seçtiklerinden/tercih ettiklerinden daha çok koymadıkların/seçmediklerin/tercih etmediklerin kimliğini belirliyor.

İnsanlar karşılarındakini hep tercih ettiği yaşam şekliyle, giydikleriyle, yaptıklarıyla, işiyle yargılıyor ve ona göre davranıyor, ona göre kafasında bir sen çiziyor. Oysa seni sen yapan boşlukların, tercih etmediklerin, giymediklerin, yapmadıkların...
Ve kendini anlatmaya çalışmaktansa anlatmaman.
Susmak.

Onun Gözünden Ben

2.5.15


Aradan 1 ay geçti. Tüm yaşadıklarım Fas'ta dibe çöküp anıya dönüştü. Her geçen gün unutmamak için daha çok çaba sarfetmek gerekiyor.
Sevgili kendi çektiği filmleri yıkatmış. Onun gözünden kenti bir daha gördüm. Ve ara ara beni çekmiş. Bu da onlardan biri. Onun gözünden ben.

 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger