Terres De Cafe

26.3.15


Güzel bir hava vardı. Küçücük bir cafede biraz oturduk. Kahvemizi içtik. Sonra yolumuza devam ettik.  Köşeyi dönünce onun orda fotoğrafını çekmek istediğimi, ama unuttuğumu söyledim. Geri döndük. Oturduğumuz masaya oturup eline şeker dolu bardağı aldı. Kahve içiyormuş gibi yaptı. Ben de fotoğrafını çektim.

Bugün İlk Defa

20.3.15


Bir süre önce bir yerlerde; 'insan hayatında her gün daha önce hiç yapmadığı bir şeyi yapmalı.' diyen bir yazı okudum.   Bu fikri çok sevdim. Bir yandan da farkettim ki: çoğu zaman bir çok şeyi ilk kez yapıyoruz ama farketmiyoruz. Ya da üzerinde durmadan, hatta üzerini ezerek geçiyoruz. (Eğer farkına varabilseydik çocuklar gibi şen olurduk, hep, öyle değil mi?)

Sonra defterime her gün ilk kez yaptığım şeyleri yazmaya başladım. Gece, gün bitmeye yakın kendime sordum (bazen unuttuğumu itiraf edeyim) bugün ilk kez ne yaptım diye.

Bazı günler, ilklerim*


Bir Mekan Düşlemek

18.3.15



Dekorunu yaptığım / tüm mobilya ve aydınlatmalarını tasarladığım no.21 (sevgilinin saç tasarım stüdyosu) 'in iç mekanından görseller.

Benim için çok keyifli bir proje oldu. Her bir duvarına, içeri süzülen ışığına, hacmine dokundum. Bir mekan tasarlamanın kesinlikle hiç bir şeye benzemeyen bir keyfi var. Dün mekanın fotoğrafları çekilirken, gelen insanları izledim, onların mekanla olan iletişimlerine tanık oldum. Konulan bir şeyle (masayla, duvarla, sandalye ile) bir mekan tanımlamanın ötesinde, insanlara bir eylem tanımlıyorsunuz. Ve insanların o eylemlerde bulunurken konulan objelerle erimesi bu işin başarısı oluyor bence.
Müşteri sandalyelerinin karşısında duran masaların altına gizlediğim çanta asma yerlerini keşfetmeleri bile hoşuma gitti.

Mekanı tasarlarken aklımda hep insanların birbirleriyle iletişime geçebileceği alanlar kurgulamak vardı. Galata'daki daha önceki yerleri insanların buluşma, paylaşma, sohbet etme mekanları gibi olmuştu. Orada yakaladığım duygu bu mekanın çıkışı oldu.

Mekanda ağırlıklı olarak ahşap kullandım. Mobilyaları şekillendirirken her zamanki gibi işlevsellikten yola çıktım ama hep estetik kaygılarla yol aldım. Ortaya gerçekten heykelimsi objeler çıktı. Bu anlamda malzemenin dilini iyi keşfettiğimi ve yorumladığımı düşünüyorum.
Sonuç olarak oldukça sakin, dingin, boşluğun var olduğu, dokuların birbirleriyle uyumlu olduğu keyifli bir mekan oluştu.

Merhaba Annette, Tanıştığımıza Çok Memnun Oldum.

2.3.15


Sevdiğim sanatçılar şehre gelince kendimi mutlu hissediyorum. Mutlu hissetmek ne kelime, ayaklarım yere basmıyor. Sanki zamanı delip geçip, onlar beni ziyarete geliyormuş gibi uçarak gidiyorum yanlarına. 
Sevgili Giacometti Pera'da. 
Ne yazık ki sadece bir nefeslik küçük bir sergi. 
Ama özenli hazırlanmış (yormayan renkler, çerceveler, aydınlatma) ve çok güzel işlerin olduğu bir sergi. Andan koparıp kendi dünyasının içine çekebiliyor. 
.
Bu onun işlerini ilk kez yakından görüşüm. Şunu söylemeliyim; hiç bir fotoğraf, o etkiyi verememiş. Hayalimdekinden daha da ötede. 
.
Çok garip hislerle çevrili heykeller. Yaşadıklarına eminim. Sadece uzaktalar. Ama yaşıyorlar. Öyle ki 
hepsiyle tek tek tanışma isteği uyandırıyor.- Merhaba Annette, merhaba Diego, tanıştığımıza çok memnun oldum. Ben de Yasemin. 
.
Heykellerin boyutları ise olağanüstü. Sanki onlara çok yakından ya da çok uzaktan bakıyormuşssun gibi hissettiriyor. Ama arada hep bir mesafe var. Heykele biraz yakından bakmak için eğildiğinde ise sanki gizli gizli birini inceliyormuşsun gibi bir tuhaf bir duygu veriyor. 
.
Heykellere dokunarak bakmak özlemimi biliyorsunuz. En çok Anish Kapoor'da yaşamıştım. Ama nedense Giacometti heykellerine dokunmak istemedim. Sanki dokunursam onları rahatsız edebilirmişim gibi geldi. 
.
Sanatçıların yazı ve mektuplarının sergilenmesi ise bana hep biraz tuhaf geliyor. Sanki o sanatçı diye bütün gizli defterlerine bizim bakma hakkımız varmış gibi davranıyoruz onlara. 
.
El yazısı çok güzel ama. 
.

 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger