Gökyüzünün Çizili Olduğu Duvar

24.12.14


The Truman Show filminde, izleyen herkesin kesinlikle hatırlayacağı -ve eminim ki etkilenmiş olduğu- şöyle bir sahne vardı; bir televizyon programının içerisinde yaşadığından habersiz Truman, bir tekneyle  gitmeye çalışırken, tekne denizin sonunda bir duvara toslar. Gökyüzünün çizili olduğu bir duvar. Gökyüzünün ve uzak sandığı her şeyin, yakın ve gerçek olmadığını görür. Ve bir yandan gerçeği görür.

İşte, bence her insanın hayatında tam olarak böyle, gökyüzünün çizili olduğu duvara tosladığı bir an oluyor. Hayatın gerçekleriyle yüzleştiği bir an. Hiç bir şeyin düşündüğü ve hayal ettiği gibi olmadığı bir an.

Kimi Truman gibi teknesinde ölüm savaşı vererek ulaşıyor, kimi günlerce yüzerek. Hani büyüklerimiz yüzdün yüzdün kuyruğuna geldin derler ya, aslında  yüzdüğünde kuyruğunda denk geldiğin şey böyle bir duvar.

Duvarı kimi aşmaya çalışıyor, kimi yüzleşmenin verdiği melankolik duygularla boğuşuyor.

Kabullenmenin ise hayatın her kapısını açan anahtarı olduğunu işte tam olarak burda öğreniyor insan. Bu duvarın karşısında.

(Bir de hayatlarında böyle bir duvar olmadığını düşünüp yaşayanlar var. Onlar ise aslında yeterince uzağa gitmemiş olanlar. Duvarın çok gerisinde olduklarından, duvarın olmadığını düşünenler.)

Duyu Hafızası Oyunu

7.12.14


Günlük yaşamda tanımlayamadığın, üzerinde durmadığın sadece yaşayıp geçtiğin anlar oluyor. Geçen gece sevgiliyle birbirimize bu anlardan farkettiklerimizi saydık. Ve o anın verdiği duyguları anımsamaya çalıştık.

-Bisküvini süte batırıyosun, ısırıyorsun, sonra tekrar batırıyorsun tekrar ısırıyorsun. Son kalan parçasını süte batırmaya çalışırken parmak uçlarına değen sütün hissi.

-Kahve söylüyorsun, sıcak olmasını beklerken buz gibi olan aldığın ilk yudum.

-Yağmur dinmiş yürüyorsun, ve binanın yanından geçerken saçaktan tam kafana damlayan bir damla.

-Markette alışveriş yapmışsın, torbaların dolu, eve taşıyorsun, kapıyı açıyorsun ve torbayı bıraktığın an parmaklarında hissettiğin sızı.

-İğne olduğunda, iğne çıkarkenki son temasta duyduğun his.

-Çakıl taşlarının üzerinde yalınayak yürümenin verdiği his.

Bunlar şimdilik hatırladıklarım.

Değişik Dünyalar

6.12.14


Aşkla okuduğum mimarlığı bitirip, güzel ve yavaş yol alırken aniden dümeni kırıp yönümü değiştirdiğimde hayatım boyunca kafamı kurcalayacak olan soruyla kendimi başbaşa bırakacağımdan habersizdim belki de. Ya devam etseydim ne olurdu? Ya mimar olsaydım şu an neler yapıyor olurdum?
Tamamen uzaklaşmış ya da hayatımdan çıkarmış değilim. Yanlış anlamayın. Benim hayatıma şekil veren başlangıç mimarlık bölümünü okumaya başlamamla olmuştur. Bu yüzden hala hayatımın temel taşları mimarlığın öğrettiklerinden oluşur. Hatta şunu da itiraf edeyim; Bugün geldiğim noktada, yani tam mezuniyetimden 10 sene sonra bir çok şeyi daha yeni henüz anlayabildim. (bununla ilgili bir yazı burdaDaha yeni kendim oldum. Duygularımın dünyasına yeni hükmedebilmeyi öğrendim. Doğru sorular sormayı da. Belki bugün geri dönmeyi düşlesem olacağım mimar, 10 sene öncesinden mimar olarak yok alandan daha iyi olabilir. Bilemiyorum.

Seçmediğimiz yol ile, seçtiğimiz yol hayatta bir gün kesişir mi acaba?

Dünyanın En Keskin Bıçağı


Cuma akşamı, yoğun ve karmaşık bir haftanın akşamı ne düşünüyorum:

Biliyorsunuz ki ben mimarlık mezunu, sanatı ve tasarımı seven, ve yaratarak, ve üreterek yaşayan biriyim. (kendime ne mimar, ne sanatçı ne tasarımcı ne de bilmem neci diye ad takmak istemiyorum, bundan nefret ediyorum) 
Uzun bir süredir tasarımla uğraşmanın sonucunda (hatta bu aralar bir de iç mekan ve mobilya tasarımına bulaştım) gözlerimin hassas bir terazi kıvamına geldiğini söylemek isterim. Hatta o kadar hassaslaştılar ki orantısız, yapay, uyumsuz, çirkin bir şey gördüğümde gözlerim ağlamak istiyor ve şayet bunu yaptığında kan akacağını biliyorum.

Bu arada gerçekten güzel olmayan, orantısız, uyumsuz bir şeyi diğerinden ayırmada çok fazla hızlandığımı ve bu konudaki beğenilerimin, dünyanın en keskin bıçağından daha da keskin hale geldiğini söylemeliyim. (bu yukarıdaki videoyu şimdi konuyle ilşkilendirebilmişsinizdir)

İlham #25

1.12.14


 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger