Ve İskelede Oturan Ben

14.4.14



Yolculuklar bazen kendine şu soruyu sordurur:  'ya burada, böyle bir hayat yaşasaydım nasıl olurdu?', ve sonra hayal kurdurur. Her gün gözünü, denizin kıyısındaki böyle bir dağ yamacında açtığını hayal eder, günün nasıl geçeceği hakkında yorumlar yaparken bulursun kendini. Çok iyi hayal kurabilenlerin bir kaç ay sonra canı bile sıkılabilir. 

Bu yolculuk yeni değil. 5-6 ay öncesinden. (Ama filmlerin yeni yıkanmış olması geç koymam için güzel bir bahane olabilir.) 


En çok güneşin batışını sevdim, 
ve her gün bir tepeye çıkıp güneşin batışını kutlamamızı


Yanımda polaroid makinası ve bu 'dörtgöz' adını verdiğim 'holga'm vardı. 


Galiba film çekmeyi daha çok seviyorum. Çünkü tesadüflere izin veriyor. 


Bu fotoğrafta en çok arkadaki yüzen beyaz topu sevdim. 


ve iskelede oturan ben. 

-son-

Kafalarında Dünyayı Taşıyan Kadınlar

13.4.14


Sevgili birgün eve kafasında bir saksıyla geldi. Sevgilinin garip bir yeteneği vardır. İmgeleri, hareketleri, formları; kısacası gördüğü her şeyi beynine kaydedip sonra onu size küçük bir oyunla geri izletebilir. 
Onun bu halini gördüğümde deli gibi gülmem bir tarafa, ortaya çıkan şiirselliğe bayıldım. Harika bir denge, absürd bir görüntü ve kesinlikli orantılı bir form. Sonra  kafasında o koskoca dünyaları taşıyan kadınların görüntüleri geldi aklıma. 
İnternetten biraz bakındığımda bu harika, ilham verici fotoğraflara rastladım. 



Özellikle taşınan şey ile bedenin/kafanın orantısı ve bedenin ve kafanın formuyla objenin formu arasındaki ilişki olağanüstü değil mi? 












Bir de kadınların kıyafetlerinin renk ve formları kafalarında taşıdıkları eşyalar ile de çok uyumlu. Ve toprakla olan ilişkileri de muazzam. 

Bu arada insanlar ağırlıklarının %20 sini kafalarında taşıyabilirlermiş. 

iyi pazarlar herkese! 

yasemin

 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger