Yaratma üzerine

25.7.10

 Çok fazla şey yaşayıp, görüp, dinleyip, duyup bunu bir yere not etmeliyim diyip, günleri kaçırıyorum.

. Bir yaratıcı -yaratıcı derken tasarımcıları, ve diğer yaratıcılık gerektiren disiplinlerle uğraşanları kastediyorum, bir den bu kelime dökülüverdi kalemimden.-  her zaman eleştiriye açık olmalı. Bazen bu eleştiri konuyla alakası bile olmayan birinden gelebilir. Ama söylediği bir şey çok işe yarayabilir. Hele de kaybolup gitmişken yaptığınız şeyin içinde. Mimarlık eğitimimin sağladığı en önemli şeyin bu olduğunu düşünüyorum. Eleştiri yapabilmek, yapmak, dinlemek ve bundan faydalanmak.
-Bu yüzden insan yaptığı şeyle dalga geçebilmeli.    (Bknz: Philippe Stark' ın konuşması. ) Ve bunu yaparken gerçekten eğlenebilmeli.

.Bence yaratıcılığın bir sırrı var. Ve ona sahip olan kişi hangi alanda olursa olsun yaratabilir, yapabilir.

.Anladım ki birşey in yapılma nedeni onun başarısını, iyi olup olmadığını çok fazlasıyla etkiliyor. Bir kitap yazmanın nedeni sadece bir kitap yazmaktan ibaretse o zaman o kitap çöpe atılmalı, hem de hiç yazılmadan. 
Bir kitap yazıldı çünkü o kitabı yazan adamın bir derdi vardı ve onu anlatmak için bir hikaye kullandı, kimisi de derdini boyayla anlattı. Dolayısıyla bir yazarın bir ressamdan  farkı yok.
Bir şeyin yapılma nedeni gerçekten çok önemli. 
Bir de ticari olsun diye, satsın bakılsın edilsin diye yapılan işler var. Bunların kısa süreli başarı yakalaması, onların asla iyi olduğu anlamına gelmez. Ve tekrar yapıldığında aynı başarıyı yakalamsı beklenemez. Bir denge var. Evet yapmak satmak, kitlelere ulaşmak önemli. Ama benliği kaybetmeden, neyi neden yaptığını unutmadan. 

.Bir keresinde temel tasarım hocası 'üç silahşörler' den bahsetmişti. O kitabın yazılma nedeninin tek bir cümle olduğu ve onu anlatmak için o kadar karakterin yaratıldığı, o kadar  sayfanın yazıldığından bahsetmişti. Çok etkilenmiştim. 



 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger