Kral çıplak hikayesini çok seviyorum.
Mor şimşek çaktı.

Tasarım ve taklit

İnsanın kendini taklit etmesi, başkalarını taklit etmesinden daha kötü.

.

Son günlerde en çok duyduğum konu bu tasarımcılardan; 'taklit'. Taklit edilmekten korkanlar, taklit edildiği için siniri bozulanlar, sürekli kendini taklit edip farkına varamayanlar.

Bence korkulacak, sinirlenecek bir durum yok ortada. Bir kere yaratıcı olan insan, hep yaratmaya mahkumdur.
Taklidin çıkmışsa;
1- gerçekten iyi bir tasarımcıysan ve yaptığın iyi bir tasarımsa kesinlikle taklidin senin ürünün kadar başarılı değildir.
2- insanlar, taklidini senin ürünün yerine tercih ediyorsa, demekki yeni bir şeyler yapma vakti gelmiştir. Hatta bu konuda daha keskin olarak -demek ki iyi bir tasarım değilmiş- bile diyebilirim.
3-taklit edilmek güzel birşey, yeter ki sen kendini taklit etme.

.

.Geçenlerde  başarılı işler yapmış bir 'işadamı' /'tüccar' la konuşurken -ve ürünlerimle ilgilenen-
benim tasarımım olan bir çantayı görüp 'bir çinli aynısını yapıp piyasaya daha ucuza sürerse ne yaparsın' dedi. Ben de 'başka bir çanta yaparım' dedim. Bilmiyorum 'ticari' bir cevap mıydı değil miydi ama tam olarak düşündüğüm bu.
.

Defter

10.6.10


Kareli defter, çizgili defter derken gerçek özgürlüğü çizgisiz diye tabir edilen defterlerde bulmuş olan ben için yeni bir soru işareti: 'altın oranlı' defter.


Bu arada gerçekten hayatta en nefret ettiğim iki şeyden biri kareli defter diğeri düz çizgili defter. 

Hang diye bir çalgı

6.6.10

Bir şehrin tavrı, dokusu, duruşu vardır. Ve bu kentten çıkan ressamlarla özdeşir, yazarlarla bütünleşir, öyle ki oraya ait bir tat bile sanki şehrin bir kopyasıdır.

İşte bu inanılmaz sesler çıkartan çalgının 'hang' in,  Bern' den çıktığını okuduğumda çok hoşuma gitti. Hani tasarımda bir konsept vardır, bu konseptten yola çıkılarak varılan biçimsel bir sonuç. İşte bu şehir bir konsept se, çıkış yolu bern ise, bu çalgıda başarılı bir tasarımdan başka bir şey değil.

Bu gökyüzünden inmiş gibi duran çalgı el anlamına gelmekteymiş. Hani çalgıların çalınmadığında, bir odada ya da her hangi bir yerde rastgelindiğinde kendi halinde bir duruşu vardır ya ,konuşmaz sanki, doğru insan geldiğinde kendini yavaş yavaş gösterir. İşte bu çalgının konuşmayan tavrı, kendi halindeliği hepsinden, diğer bütün çalgılardan ayrılıyor. Kendinden bir mesafesi var, bırakın o büyüleyici sesi çıkarmasını, ne olduğunu bile saklıyor. Sonra onu ne kadar iyi anlayan biri gelirse o da o kadar güzel anlatıyor kendini.

Herşeyden öte bir de yeni olması, geçmişinin olmaması, tarihte yer almaması, ama sesinin sanki çok eskilerden gelmesi onu başkalaştırıyor.

Sevgili bana kelimelerle anlattığında hayal gücümün sesi tanımlamasında zorladığını farkettim. Bir şekil için uçup gidiyorken hayal gücü ses için aynı başarıyı gösterememişti. Belki bir müzisyen olmalıydım hayal edebilmek için. Sadece şekli tam anlattığı tam hayal ettiğim gibiydi.
İşte burda çalgı



Buyrun beni en çok heyecanlandıran sandalyeye

5.6.10

Bugün dergide bu fotoğrafı görüp çok heyecanlandım. Kendisi ayoreo yerlisi. Gördüğünüz gibi sandalye bir kayıştan ibaret. İşte bu yerlilerden esinlenilmiş ve ortaya en minimal sandalye çıkmış.



 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger