"Bir zamanlar iyi yazının işlevinin rahatsız kimseleri rahatlatmak ve rahat olanları rahatsız etmek olduğunu söyleyen bir öğretmenim vardı. Sanırım ciddi edebiyatın amacı hepimiz gibi kendi kafatası içinde mahsur kalmış olan okurun başkalarına hayali olarak erişimini sağlamak olmalı. İnsan olmanın kaçınılmaz bir ıstırap çekme boyutu varsa eğer, insanların sanatta da ıstırap arayışı içinde oldukları söylenebilir, zorunlu olarak dolaylı ve genellenmiş bir ıstırap arayışı. Dediklerim anlamlı mı? Gerçek dünyada hepimiz bir başımıza ıstırap çekeriz; samimi olarak empati duygusu olasılık dahilinde değildir. Ama bir roman hayali olarak bir başkasının acısını anlamamıza vesile olabilirse eğer, kendi acılarımızın da başkalarınca anlaşılabileceğini varsayabiliriz. Bu besleyici ve kurtarıcıdır; yalnızlığımız biraz olsun hafifler.
Bu kadar basittir işte."
(David Foster Wallace, Dalkey Archive Press Söyleşisi.) 

http://sireninsesi.blogspot.com

.

 
toba khedoori

Tasarım + yapmak ya da yapmamak

16.2.10

Eşekler gibi çalıştığınız bir günün sonunda anlıyorsunuz ki, çalışmanın ürünü olan tasarımınız sadece ve sadece parası olan bir insana ait oluyor. Ve o insanda genelde sadece parası olmuş olduğu için paralı oluyor. Başka herhangi bir meziyeti olduğundan değil. Ve bu alışverişin en acı tarafı da siz sadece bu kişi için çalışmış oluyor, onun hizmetçisi, şöfürü, aşçısı gibi tasarımcısı oluveriyorsunuz. Kabul edelim zenginler olmasaydı tasarımcılar aç kalırdı.Ve şu yaşadığımız dünyada hala insanlar açlıktan ölüyorken, tasarım yapmak gerçekten yürek-sizlik- ister.
İşimi bıraktığımda nedenine sadece şu cevabı verebildim -çok gereksiz bir iş yaptığım için.- 
Beni bu karanlık uzun süre boğdu. İşimden nefret ettim. Bu duyguyla çalışamadım bir süre. Tam olarak ne zaman nasıl geri döndüm bilmiyorum. Bir duygu, içten gelen sorgulamadığım bir duygu. Viyolensel çalmak gibi.  Ama insanlar için çalmak, kendi için çalmak gibi. Bir duygu. Senin yaşadığın ve bir şekide insanlara ilettiğin. 15 yaşındaki çocuğun viyolenselinden çıkan sesler alkışlarla son bulurken, hocası ona -insanlar seni neden alkışlıyorlar biliyor musun, sana teşekkür ediyorlar, onları, sensiz gidemeyecekleri bir yere ulaştırdığın için. diyor.  

Philippe Starck'ın konuşmasının başı: '-I think my job is absolutely useless. I mean, I feel useless.'  
Gayet anlamlı, açık, net, hissettiğim gibi. Yaptığı iş için tasarım için sanat için -its not the right time- diyor.  Gerçekten bu bizim için, bizim işimiz için doğru zaman değil. Fakat yine de neden yaptığına dair, neden devam ettiğine dair yaptığı konuşma -aşağıda videosu olan- beni gerçekten çok etkiledi. Kendi içindeki sorgulamayı, ve kendini ikna etmesini o kadar güzel ifade etmiş ki, evet doğru haklı diyebiliyorsun sadece ve sana ışık veriyor.
Konuşmanın başında Philippe Starck'ı Philippe Starck yapan tasarımlardan bahsederken adı geçen tuvalet fırçası,  konuşmanın orta yerinde anlamsız bir objeye dönüşüyor. Çünkü karanlık bir çağ ve çağın ortasında tuvalet fırçası yapan bir adam oluveriyor, Philippe Starck. Ama konuşmanın sonunda o tuvalet fırçası -onun ünlü objesi olmaktan, ya da anlamsız basit bir obje olmaktan çıkıp- bi nedenle bir hisle ortaya çıkan varlığı anlam kazanan  bir tuvalet fırçası oluyor. Ve yapmaya devam edeceğini söylüyor. 
Kendime neden yapmam gerektiğine dair bulduğum ipuçlarını bir araya getirip yazmalıyım. 

Philippe Starck

15.2.10





to live in a world of possibility..


 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger