Guy Sargent

Hareketin kapladığı mekan

Peter Jansen

Yerleşik hayat

İstanbul'da tuttuğum ilk evdeki eşyalarım içi kıyafet dolu bir bavul, yerde duran bir yatak, iki kitaptan ibaretti. Bir de tabii hayaller vardı ama o aralar galiba hepsini bastırmıştım. Tek isteğim bu üstü üste binmiş kentin içinde kendime ait olan bir metrekare sahibi olmaktı. Derken 60 metrekarem birden oldu.Ondan sonrasında ise, iş dışındaki bütün zamanımı, penceremden ucu bucağı görünmeyen bu kentin içinde keşfe harcamak yerine yatağımın içinde uyuyarak ya da okuyarak harcamaya başladım. Benim bu kentin içinde bu kentten kopuk bir senem geçti. Bir sene boyunca ne bir dolabım ne rafım ne de rengarenk yatak örtülerim oldu. Sadece ele geçirdiğini haber veren topraklara dikilen bayraklar gibi, bende kaleme perdeler astım. Açık yeşil, koyu yeşil ve gri. Yerleşmiştim ve perdelerde bunun en büyük kanıtıydı. Açıkcası burda yer edinme isteği hiç bir zaman birgün gidicekmiş gibi geçici olma isteğinin üzerine çıkmadı. Ama yerleştim. Bunu da bugün farkettim. Sığamadığım başka bir 60 metrekarenin içinde, raflardan taşan, yerleri kaplayan kitaplar, dolaplardan sarkan kıyafetler, ne olduğunu bilemediğim eşyalar arasında sıkıştığımda, kendimi arayışım bir kaç sene öncesinin boş bir evinde son buldu.
There is one thing stronger than all the armies in the world, and that is an idea whose time as come. Victor Hugo
Bir de mimarlık okurken Le corbusier in o kadar çok adı geçiyordu ki, yaşadığını sanıyordum, bir gün onun ölü olduğunu öğrendiğimde de aynı üzüntüye kapılmıştım.
Irving Penn in ölümüne çok üzüldüm. Philip Johnson ın ölümünde de benzer duygular hissettim. Tanışmadığım insanların ölümüne nasıl bu kadar üzülebildiğimi bir türlü anlayamıyorum.

Müzik-mekan

Cumartesi akşamı kilisede bach dinledim. O mekana giripte müziği duymaya başladığım an bambaşka bir yere gittim. Dolandım dolaştım ta ki ara verilipte o kilisenin çok çirkin beyaz ışıkları yanana kadar.

tasarım+

8.10.09

İnsan davranışlarına, duygularına, eğilimlerine göre tasarımı yönlendirmek, sonra da tasarımın insanları yönlendirmesi..

Tasarım + malzeme

5.10.09

Tasarım yaparken ki en önemli algılardan biri malzemenle ilerlemektir. Elindeki imkanlar sınırlıdır ve yaratıcılık bu sınırlılıkta yatar. Ve bu yüzden asla keskin olmamalı, keskin görüşlerle yola çıkmamalı, bir anlamda kafana taktığına takmamalısın.
Bunları gördüğüm ve beğenmediğim bir fotoğraf çekiminin ardından, neden beğenmediğimi düşünürken tekrar hatırladım. Ben fotoğraf çekmeyi de bir tasarım olarak görüyorum; tasarımla arasında çok büyük bir fark olsa da. -tasarım var olmayan bir şeyi yaratmak, ama fotoğraf var olandan birşeyler yaratmak-. Nasıl her tasarım disiplininin ve sanat dalının kendine özgü malzemeleri varsa, fotoğrafında kendi malzemeleri var. Örneğin bir moda fotoğrafında bu fotoğraf makinası, ışık,vs olduğu kadar aynı zamanda 'insan'dır da. Ve her malzemenin kendi dili, işleyişi, sınırı varsa insanında böyledir. Bu noktada moda tasarımına çok benziyor. Elinize aldığınız kumaşa ceket yapıcam diye tutturamazsınız. Önce o kumaşı hissetmek, onu anlamak sonra onun aktığı yönü görüp o tarafa doğru akarken doğru formu bulmak gerekir. Ama herşeyden önemlisi malzemenizin hissidir. Fotoğraf oluşturma sürecindeki 'insan'da böyledir aslında. Hiç birinin bakışı, duruşu, dokunuşu aynı değildir. Bu noktada onu anlaman ve o yöne gitmen çok önemli. Malzemeni doğru kullanmak böyle birşey. Bu anlamda insan bedenini çok iyi bilmen gerekir, insanları çok iyi gözlemlemen ve karşında herkese çok benzeyen ama aslında hiç kimseye benzemeyen bu insanı anlaman gerekir. Kafanda yarattığın o bakışı yakalamaya çalışırken, onun gerçekten insan ruhuna dokunabilecek bakışını es geçmemen gerekir. Evet o fotoğrafçının karşısındaki kız güzel bakmış kameraya, ama aslında fotoğrafçı onun öyle bir bakışı olduğunu keşfedebilmiş. O onu bulmuş ve çıkarmış. _bunları yazarken karşımda duran Paolo Roversi fotoğraflarına bakıyorum.-
Ve tecrübe denen şey bu noktada çok önemli oluyor. Çünkü dokunduğun hiç bir kumaş birbirine benzemiyor ama yine de akacağı yönü önceden kestirebiliyorsun.

Tasarım ve değer

Gerçekten başarılı olmuş tasarımcıların ve sanatçıların düşünsel olarak çok başka bir yerde ama benzer düşünce yapılarıyla o yerde olduklarını düşünüyorum. Ve o düşünce yapısı bir sır gibi. Çok az insanda var olabiliyor. Çok az insan kendini oraya düşünsel olarak taşıyabiliyor. Ve sonra aynı düşünce yapısıyla ya da sahip oldukları o sırla kimisi resim, heykel yapıyor, kimisi fotoğraf çekiyor, kimiside mekan tasarlıyor. Ve onların başarıları, kesinlikle, ortaya koydukları ürünlerle, tasarım veya sanatla hiç alakaları olmayan insanlara ulaşabilmelerinde yatıyor. Bir resmin tadına resim tarihini bilmeyerekte varılabilir. Ve bir resmi güzel yapanda budur. Bir heykelden etkilenmek için o heykel yada o heykeltraş hakkında çok şey bilmeniz gerekmez. Ya da bunları bilmek bir heykeli beğenmenizi sağlamaz. Dolayısıyla aslında güzel bir heykeli güzel yapan, o heykeli yapan insanın çektiği acılar, yaşadıkları zorluklar, teknikteki ustalıkları değil, bir heykeli güzel yapan bunların tümünü hayatında barındıran insanın bütün bunları katarak o 'şey'i ortaya çıkarmasındadır. Sonuç olarak o 'şey' e baktığınızda etkilenirsiniz ve bu onu değerli kılar. Ama asla onun ortaya çıkarılması için harcanan zaman, emek, acı, maddiyat onu değerli veya güzel kılamaz.
----
Üç haftadır mağazada satış yapıyorum. Beni mutlu eden şu oldu, tasarım veya sanatla alakası olmayan bir sürü insan yaptıklarımı beğendi ve sahip oldu. Ve onlar hiç bir şey bilmiyorlar, ne sanatı ne tarihi ne onun ne kadar zorluklarla çıkarıldığını, bir ürün için günlerin harcandığını, benim yaşadığım acıları, okuduklarımı, düşüncelerimi, hiç biri yok orda; söz olarak yok, ama his olarak var. ve zaten sözleri bilmelerinede gerek yok. Benim derdim birşey anlatmak değil birşey hissettirmek.
Bazıları sadece rengini seviyor, bazılarına eski bir kıyafetlerini hatırlatıyor, bazıları o özel günde onu giyinmiş olmak istiyor, bazıları forma hayran kalıyor, bazıları sadeliğine, herkes kendi yaşamışlığına göre farklı bir yerinden bakıp, farklı bir yerinden etkileniyor.
Biraz da olsa başarılı olduğumu hissettim.
 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger