.

25.8.09

micheal elmgreen + ingar dragset
olafur eliasson
micheal elmgreen + ingar dragset
daniel arsham
pieter vermeersch

.

eno henze 210x125 cm

.

22.8.09

Kararsızlık

19.8.09

Günde ortalama 100.000 karar veriyormuşuz. Bunu geo da okudum. Tam da tasarım sürecinin karar vermekten ibaret bir süreç olduğunu düşünürken. Aslında bütün hayatımız karar vermekten ibaretmiş. Bunun çok yorucu olduğunu düşünmeye başladım. Hiç bir şeysizlik halinin huzuru aslında karar vermek durumunda olmadığın bir andan kaynaklanıyor belki de. Belki her gün aynı şeyleri giymek bu yüzden çok rahat. Ya da eline menüyü bile almadan karşında oturan insanın siparişini söylemesi üzerine aynısından demek.

Eleştirme üzerine

Galiba bizim hiç bir alanda doğru dürüst eleştirmenlerimiz yok. Bunu geçen gün, gazete ve dergilerde bolca reklamı yapılmış, övülmüş pohpohlanmış bir restoran a gittiğimde farkettim. Servis, yemekler, garsonların tavırları, masalar hepsi birbirinden rezaletti. Bir yer açılıyor, yazarlar, çizerler 'aman ne güzel yer, ne farklı' diyor, gidin görün mutlaka diyor;sonra tasarımcılar çıkıyor bir şeyler yapıyor herkes yine 'o süper, ne güzel yapmış gidin görün alın diyor. Dolayısıyla hiç bir şekilde yapılan hiç bir şeyin gerçekten aklı başında eleştirisi yapılmıyor. Sinema, sanat, tasarım, mimari, moda adına yapılanların hiç bir yerde eleştirisini okuyamıyorum. Bu yüzden çok başarısız tasarımcılar, mimarlar, fotoğrafçılar var ama kimsenin haberi yok.. nokta

Tasarım + kararlar

8.8.09

Bugün tasarımcının başarısının bir durum karşısında her şeyi bir anda etraflıca düşünüp karar almasında yattığını keşfettim. Gidilecek yollar, yapılacak seçimler var,ve hepsinin neden olduğu sonuçlar, ve sonuçların oluşturduğu sonuçlar. İşte bir anda hepsini düşünmeli ve ona göre çok hızlı bir şekilde en iyi kararı almalı. Belki de tasarım yapmak, sadece kararlar almaktan ibaret.

tasarımcılar + ego

-Bundan 4 ay önce hayatımda ilk kez kendi tasarladığım kıyafetleri insanlara sunduğumda inanılmaz bir ilgi görmüştü. Ve o zamandan bu zamana hayatıma çok ilginç insanlar girdi. Sokakta yürürken tam 5 kez benim tasarımımla dolaşan insan gördüm. Satın alanlar beni aradı, memnuniyeterini dile getirdi, kimileri hiç görmedikleri kıyafetleri başkalarında görüp beğenip benden kargoyla satın aldı. Sonra 'ünlü' diye tabir ettiğimiz kişiler aldı, onların üzerinde görenler beni aradı. Ve o zamandan beri hala mailler geliyor, birileri beni arıyor ve insanların sadece sordukları tasarımlarımı nerede görebilecekleri.
Ne yalan söyliyim inceden inceye tat aldım, keyif aldım bu durumdan. Bugüne kadar kulağımı şu kelimeler doldurmuştu -yapamazsın, edemezsin, senin tasarımların sanatsal kalıyor (ne demekse?) kim alır bunları, bence hiç bulaşma, git bir yerde işe gir çalış, bunlardan yapan çok insan var, vs vs İnsanın içinde bulunabileceği en berbat durumda kendine olan inancı yitirmesi, ve galiba hayatta bu kadar çok -bilirkişi, büyük ego sahipleri varken insanın inancını yitirmesi an meselesi.
Şunu söylemek istiyorum: yaptım, çok beğenildi, çok satıldı, o kadar kendi dünyamın içinden çıkmasına rağmen o tasarımlar alan kişiye ait oluverdiler. İnsanlara yakın geldi, hiç öyle tasarım diyince uzaklaşmadılar. Herkez farklı bir ilişki kurmaya başladı kıyafetleriyle, sonra bana anlattılar.
Ama gel gör ki birileri hala bana -sen başaramazsın- diyo.

bir kütüphane

6.8.09

Az önce hayatımda gördüğüm en güzel kütüphaneyi gördüm. Architects: TYIN Tegnestue Location: Ban Tha Song Yang, Thailand
.....................
Düşünüyorum da bazı ölümleri anlayabiliyorum, yaşlılık, hastalık, savaş, terör, kazalar, doğal afetler, yangın, sel, fırtına, deprem, vs vs. Ama açlıktan ölmeyi bir türlü ama bir türlü anlayamıyorum. Kafam gerçekten almıyor.
Hal böyleyken dünyanın en anlamsız işini yaptığımı hissediyorum.
 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger