.

30.3.09

Bir iş görüşmesinde karşımdaki adam, hiç sevmediğim bir fotoğrafçı için çok iyi fotoğrafçı dedi üstüne basa basa . Zoraki hıhı derken boğazıma birşeyler takıldı. Hatta -bütün fotoğrafçılar bir yana o bir yana derken, bunun için benden onay beklerken içimde büyük bir fırtına koptu. Biraz şarabımdan içip tiz bir sesle -evet- dedim. Kendimden nefret ediyorum. Ona iyi bir fotoğrafçı demek iyi fotoğrafçılara gerçekten hakeret etmek demek. Sevdiğim tüm fotoğrafçılardan özür diliyorum.

.

29.3.09

Herkes fotoğraf çektiği ve etrafta gerçekten çok kötü fotoğrafçılar olduğu ve bu yüzden sürekli olarak görüntü kirliliği yaşadığımızdan dolayı fotoğraf çekmek istemiyorum. İnsanlara fotoğraf çektiğimi bile söyleyemiyorum.

.

Uzun bir süre autocad de çizim yaptığım bir arayı hatırlıyorum. Günüm mutfak, çalışma masam tuvalet arasında geçiyordu. Bir gün mutfakta bardak almak için dolabı açtığımı ve bardağa ulaşmak için elimi uzatırken -hey niye yorulayım ki dolaba zoom in yaparsam bardak gelir diye- düşündüğümü hatırlıyorum.
Bugün de benzer bir olayı yaşadım. Mutfaktan kahvemi alıp sonra bilgisayarın başına geçmeyi düşündüm. Kahvemi alıp bardağı masaya koyduktan sonra save edim şimdi dedim kendi kendime, ki bardak düşmesin ve bende sonra yapacağım işe geçebileyim.

ilham

25.3.09

Denklemler

www.morenewmath.com
Fevkalade + Fevkalade = Alalade buda benim okulda öğrendiğim..
Bir de dün aklıma başka denklemlerde geldi. Bir gün içerisinde çok farklı ortamlarda bulundum. Günümün en sonunda orduevi vardı. Aslında ömrümün büyük bir kısmı onların arasında geçti. Onlar için nasıl her zaman 1+1 = 2 bunu biliyorum. beni rahatsız edende bu galiba. Bir sanatçı için 1+1= 0 olabilir, bir tasarımcı için 1+1 = 1 dir. bir mimar için 1+1 = 11 dir. Bir 'modacı' için ise 1+1= amaaan kimin umrunda diye havada sallanan bir eldir. Çogu insan içinse 1+1 = 2 YTL dir.
Ve yukardaki modern sanat tanımını çok sevdim. edit:06.04.09 1 + 1 = 3

Kağıttan gemi

17.3.09

Kağıttan gemi yapıp suya açılan, yıldız yapıp gökyüzüne yollayan, kartonlardan kalesini inşa eden bir adam. Ben çok sevdim. Peter Callesen

.

-one woman's sexual harassment is another woman's night off- will and grace’ten alıntı bir söz... komik, gerçek. yada şöyle anlatim :) :/

tea house

14.3.09

Takasuga-an (a tea house -built- too high) mimar:Terunobu Fujimori yer:Chino, Nagano Prefecture, Japan kaynak: deezeen

.

12.3.09

Dilimlenmiş kivinin arasında siyah üzüm öyle güzel durdu ki muzu ekleyemedim.

Saat

11.3.09

Bu saati görünce zaman algım değişti. Şöyleki; daire şeklindeki bir saate baktığımda zamanı sonsuzmuş gibi algılıyorken, bu saatte zaman sanki sona doğru ilerliyor.

.

10.3.09

Yağmurun yağması hiç bir şey yapmamamı haklı çıkartıyor.
Bu yüzden seviyorum.

.

9.3.09

Tasarım, kafandaki şeyi yapmaya çalışırken yanlışlıkla saptığın bir yolda karşılaştığın tesadüften ibaret oluyor.

Ikea hackers

4.3.09


Taşınırken İkea' yla bayağı bir boğuşmuştum. Bir yandan almak istemiyordum bir yandan başka çarem kalmıyordu. Bir yandan da elimde nasıl olduysa ikea eşyaları vardı. -annemlerin ben görmeden aldığı- Ama zamanla bütün hepsi değişikliğe uğradı. Masa raflara dönüştü, raflar kırıldı, boyandı, sandalyeler kaplandı. Sonra aklıma şöyle bir fikir geldi. Mesela sandalyelerden raf yapmak, ya da sandalyeleri kaldırıp tavana asıp ışıklandırma için kullanmak gibi. Sonra ikea nın genelindeki malzemeleri düşünüp o parçaları yeni tasarımlar için kullanılabilirliğini ve sonuçta ilginç şeyler ortaya çıkabileceğini düşündüm.

Ve tabiki bunu ilk düşünen ben değildim. Düşündüğün herşeyi daha önce düşünmüş olan bir gruba rastlamanın her zaman mümkün olduğu internette bunun da grubunu buldum. ikeahacker.blogspot.com platform21

Ben söylemiş gibi rahatladım

3.3.09

STEFAN BRÜGGEMANN
I like the way it is wrong. Kulağa güzel geliyor. Sürekli olarak o yanlış bu yanlış diyenlere, kendilerine göre doğruları ve yanlışları olan bu yerde, bu insanlar arasında verilebilecek tek cevap bu kalıyor. Doğru ve yanlışların gerçekten var olmadığını anlayana kadar itiraf etmeliyim ki bende yanlış yapmaktan çok korkuyordum. Aile ve toplumun öğrettiği doğru ve yanlışlar üzerinden yol alarak ne kadar çok vakit kaybetmişim. Ne anlamsız korkular yaşamışım. -bir gün tüm bildiklerimin bana zorla öğretilenler olduğunu farkedip, sonrasında beynimdeki bütün bilgileri boşaltıp nasıl baştan başladığımı anlatırım başka bir yazıda.-
I am not afraid of repeating myself. Bunu ilk okuduğumda bilmeden ve istemeden gözümün önünde başka başka yollardan defalarca kendimi tekrarladığımı söyleyen insanlar canlandı. ama her yönüyle tekrarlar. Tasarımdaki tekrarlar, başka başka tasarımlarda kendini tekrar etmek, resim yaparken aynı şeyi tekrar tekrar çizmek, yazarken tekrar etmek, konuşurken aynı şeyleri söylemek. Evet ben tekrarları çok kullanıyorum, aynı şeye üst üste yüzlerce kez üzelebiliyorum, aynı şeyi tekrar tekrar yaşamak isteyebiliyorum, ve aynı filmi binlerce kez izleyebilirim. Tasarım yaparkende bunu yaşıyorum. Tekrarlıyorum düşünceleri ama düşüncelerin tekrarları beni her seferinde aynı forma götürmeyebiliyor. Bu yazıda tekrar kelimesini çok kullanmakta zevkliydi.
'keşke' lerini azalt!' Azaltmıyorum. Keşkelerimi azaltmıyorum. Düşünmeyi seviyorum. Keşke ile başlayan cümlelerimi seviyorum. Düşündürüyor beni. 'Acaba' gibi. acaba şunu yapsam ne olurdu, ya da acaba bunu yapmasamıydım demeyi seviyorum. Her doktorun, her tavuk suyuna çorbacısının, dergi yazarlarının, her secret'çının söylediği bu sözede gerçekten gıcık oluyorum. Hayat Keşke ile başlayan cümle kurulmadığında düzelmiyor. Cümle hiç kurmazsan düzelebilir belki, ama bunun keşke kelimesini kullanmamakla alakası yok.
Yeri gelmişken çok gıcık olduğum başka bir sözü daha paylaşmak istiyorum. 'Haline şükret' Bu şu demek oluyor. 1-haline şükret fazlasını isteme. 2-haline şükret, zor durumda olanları görmezden gel. Bu dünyadaki insanlar büyük bir kısmı gerçekten sefil bir hayat sürerken, sokağa çıktığım her gün onlarca evsiz, fakir, sağlığı yerinde olmayan insanlar görürken ben nasıl halime şükredebilirim. Daha egoist olabilir miyim?
Yada diğer açıdan nasıl bakmalı. Daha iyisini yapmaya çalışmak, ve çalışmanın sonunda onu istemek nasıl bir suçtur ki, birileri kalkıp haline şükret otur oturduğun yerde desin. Haline şükret-me..
ve son olarak
Whatever.. Neyse ne.. diyorum bende..

.

2.3.09

Hiç durmadan düşünüyorum.
Tasarım yaparken düştüğüm en büyük tuzak şu oluyor. Bir fikir geliyor aklıma ve ben o fikrin peşinden koşarken, aklıma başka bir fikir geliyor ve onu bırakıveriyorum, diğerinin peşinden gidiyorum, sonra aynı şeyi o fikrin üzerinde düşünürken tekrar yaşıyorum. Bazen gittiğim bütün yollar birleşiyor ve ortaya çıkan şey beni mutlu ediyor ama bazen çok birbirinden alakasız yerlere savuruyor ve ben kapılıp gittiğim an bulunduğum yerden o kadar çok uzaklaşıyorum ki, geri dönmem çok zor oluyor. Düşünürken, yani o su akıntısının içerisinde akarken durmam, kendime gelmem ve bulunduğum yerde birşey inşa etmem gerekiyor.

.

İstanbul'da yürürken, aynı sokaktan defalarca geçmiş olsamda, birden daha önce hiç görmediğim birşey görüyorum. Bunu çok sık yaşıyorum. Bunu yaşamanın bana hissettirdiklerini, bir yolunu bulupta aktarabilsem.
 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger