Man On Wire

17.2.09

-Why did you do it?
-There is no why.

Gözlük

16.2.09

Mimarlık üzerine master yapmaya başladığım ilk dönem girdiğim bir ders hayatımda aldığım en güzel derslerden biriydi. Görmek üzerine bir dersti. Bütün sanat ve mimarlık tarihi içerisinde bir yolculuktu. Bir gün derste kaç gözlük çeşidi var diye sordu profesör. Aklıma çok fazla form geldi. Bir şekilde üzerine daha önce düşünmüş ve gözlemlemiş olduğumu farkettim. Vitrin camlarından dergilerden, insanlardan. Kitapçıdaki adamın gözlükleri ikiye ayrılıyordu, venedikte bir vitrinde kafadan giydirilen görmüştüm, bir filmden kadınların güzel eldivenleriyle ellerinde tuttuğunu hatırlıyorum, saatime pil takan adam ise gözlüğünü gözüyle tutuyordu, bir antika dükkanında tek taraflı açılanlar vardı, güneş gözlüğü, kar gözlüğü, deniz gözlüğü, hepsi aklımdan bir anda aktı gitti. Sonra internetten daha fazlasını buldum. Özellikle ilk o ilkel halleri çok hoşuma gitti. Tek bir camdan ibaret olanlar. Formun zamanla değişmesi, geliştirilmesi çok ilginç, gittiği yön. Şimdi insanların görsel hafızalarını ölçmek için ben soruyorum insanlara. Kaç çeşit gözlük var sence diye. Ne kadar sayabildiklerine bakıyorum. Henüz bildiklerimin üzerine bir şey koyabilen olmadı.
En alttaki tasarım Martin Margiela ya ait. Ve son zamanlarda gördüğüm en güzel gözlük tasa rımı diyebilirim.

Yangın Merdiveni

15.2.09

Bu bina Istanbul'a ilk yerleştiğim günlerde dikkatimi çekmişti. Zemin katta çok küçük bir cafe var. Üzerinde 4 kat var.
Bir üst katta cephede bulunan merdivenler bu binayla ilgili asıl dikkatimi çekenler. Ve şunu da söylemeliyim. Gerçekten çok sevdim. Bir yangın merdiveni büyük ihtimalle. Ama yangın esnasında nasıl kullanılacağı meçhul. Bir kaç basamak inip asılı merdiveni alıp aşağıya doğru dayayıp ordan inmek gerekiyor. Ve bu sadece birinci katta oturanlara verilen bir şans(sızlık değil).
Binanın tümü böyle görünüyor.
Bende diğer katta oturanlarnda yangın esnasında kaçmaları için merdiven tasarladım.
(Yalnız kafeyi sevdiğim için onu olduğu gibi bıraktım.)

The Story of a Lost Building

13.2.09

The day before I had lunch in here.
-
Yesterday, while i was passing by the same place, i realized it was this building where i had lunch.
-
Today, I found out the building looks like this.
- the end -

Dar Zanaatkar

9.2.09

Bir marangozu çerçeve yaparken izledim. Büyük bir özenle aynı motifi tekrar tekrar şekillendiriyordu. Kusursuz görünüyordu. Atölyesindeki her parça kusursuzdu, dolaplar, çekmeceler, raflar.. Yaptıklarını gördükten sonra ona istediğim dolaptan bahsettim. Daha doğrusu elbiselerimi asmayı düşündüğüm bir form vardı kafamda, onu anlattım. Bir gardrop değildi anlattığım, sadece elbiselerimi asmayı düşündüğüm bir yerdi. Ama ne zamanki ne için kullanıcaksın diye sordu ve ben elbiselerimi asmak için dedim işte o zaman bana bir gardrop çizdi. İki çekmeceli, iki kapılı, beş kanatlı bir gardrop. ''Hayır hayır bir gardrop istemiyorum ben. Kapak, çekmece istemiyorum'' dedim. ''Kapaksız olmaz'' dedi. ''Neden olmasın'' dedim. ''Yani gardrop istiyorsan kapak olmalı yoksa uydurma bir iş olur'' dedi. ''Ama ben gardrop istemiyorum'' dedim. Anlamadı. O formları ustalıkla işleyen adam benim istediğim şey onun kafasındaki gardrop formuna uymadığı için yapmayı redetti.
Dün bir arkadaşımda başka bir marangoza elindeki malzemeden masa yaptıramadığını anlattı. Çünkü onun kafasındaki masa formuna uymuyordu. Sonuç olarak pratik düşünmüyordu, ve bir çözüm üretemiyordu. Galiba onlar zanaatkarlar hep o sınırda gitmeye mahkumlar.

Home exchange

3.2.09

http://www.homeforexchange.com/
http://www.1sthomeexchange.com/
http://www.homexchangevacation.com/
Home exchange fikrini sevdim. Bu yaz belki böyle bir şey yapabiliriz..
 

yıldız bilimcisiyim ben © All rights reserved · Theme by Blog Milk · Blogger